|
ABD Belgeleri Şimdi mi Buldu?
Şükrü M.Elekdağ CHP İstanbul Milletvekili
ABD’deki Ermeni lobisi ve Kongre’deki destekçileri, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını açıkça beyan etmeyen herhangi bir büyükelçi adayının Ermenistan’a atanmasını engelliyor. Erivan Büyükelçiliği’nin iki yılı aşkın bir süredir boş kalmasından rahatsız olan ABD Dışişleri bu kez bu göreve Marie Yovanovitz’in atanmasının öngörüldüğünü Senato Dışişleri Komitesi’ne bildirdi. Etnik temizlik nedir? Hukuksal açıdan etnik temizlik kavramı bir süre ciddi tartışmalara yol açmıştır. Bazı hukukçular etnik temizlikle soykırım arasında fark olmadığını iddia etmişlerdir. Etnik temizlik teriminin herhangi bir uluslararası anlaşmada yer almamış ve örf ve âdet hukuku alanında kendi başına bir suç kategorisi oluşturmamış olması bu tartışmalara zemin hazırlamıştır. Soykırım ve etnik temizlik Bu noktadan hareketle UAD yukarda belirttiğimiz kararında etnik temizlik eylemlerine özel soykırım kastı eşlik etmedikçe bu eylemlerin soykırım oluşturmadığını şu şekilde açıklıyor: “Ne bir politika konusu olarak bir alanın etnik açıdan türdeş hale getirilmesi, ne de böyle bir politikayı uygulamak amacıyla gerçekleştirilen operasyonlar, sadece bu halleriyle soykırım olarak tanımlanmalarına imkân verir. Soykırımı niteleyen esas unsur, belirli bir grubu tümüyle veya kısmen yok etmektir. Bir grubun üyelerinin sınır dışına sürülmesi veya yaşadıkları bölgenin dışına çıkarılması, zor kullanarak gerçekleştirilmiş olsa bile, bu grubun imhasıyla eşdeğer de (…) değildir. Bundan anlaşılan, katliamın boyutu çok büyük olsa da, özel kasıtla işlenmediği durumlarda cürümün soykırım oluşturmayacağıdır. Esasen bu nedenledir ki, etnik temizlik yapıldığına dair iddia ve bunu kanıtlayan unsurların mevcut bulunduğu, fakat özel kastın eksik olduğu vakıalarda, uluslararası ad hoc ceza mahkemeleri, bu iddialarla ilgili kovuşturmayı, insanlığa karşı suçlar veya savaş suçları kategorilerinde yapmışlardır. İnsanlığa karşı suçlar İnsanlığa karşı suçun oluşması için suçun maddi ve manevi unsurlarının yetkili bir mahkeme önünde kanıtlanması zorunludur. Tanınmış bir akademisyen ve uluslararası ceza hâkimi olan Antonio Cassese “toplu yok etme” suçunun oluşması için gerekli maddi unsurların şunlar olduğunu belirtiyor: (1) Sanığın veya astının bazı ismi verilmiş ve tanımlanmış kişilerin öldürülmesine katılması. (2) Fiil veya ihmalin, hukuka aykırı ve kastî olması. (3) Fiil veya ihmalin yaygın ve sistematik bir saldırının bir parçasını oluşturması. (4) Saldırının herhangi bir sivil nüfusu hedef alması. Bu bakımdan, Bakan Yardımcısı Dan Fried’de soruyoruz: Türkiye’ye yönelttiğiniz “1.5 milyon Ermeninin telef olduğu etnik temizlik” iddiasının maddi ve ma- nevi unsurları yetkili bir hukuki merci tarafından saptanmadığı, dolayısıyla suç oluşmadığı ve karara bağlanmadığına göre neye istinaden Türkiye’yi suçluyorsunuz? İkinci ve çok önemli bir sorumuz daha var. Birinci Dünya Savaşı sonunda İngiltere’nin İstanbul’un işgali sırasında, Ermenilere karşı vahşet ve katliam suçundan Sevres Antlaşması’nın 230. maddesi gereğince yargılanmaları öngörülen ve aralarında Osmanlı devlet adamları, generaller ve yüksek kamu görevlilerinin de bulunduğu 144 kişi tutuklanmış ve bunlar kanıtlar toplanıncaya kadar Malta adasına sürülmüştü. Ancak Osmanlı ve İngiliz arşivlerinden sonra ABD arşivlerinde de büyük bir titizlikle yapılan araştırmalar sonucunda sanıkları suçlayacak hiçbir belge kanıt ve “görgü tanığı” bulunamayınca, İngiltere Kraliyet Başsavcısı’nın 29 Temmuz 1921 tarihli kararıyla dava düşmüş ve Malta sürgünleri serbest bırakılmıştı. Bu durumda, acaba ABD Dışişleri Bakanlığı, Türklerin Ermenilere toplu katliam yaptığını kanıtlamak için 88 yıl önce Amerikan arşivlerinde fellik fellik aranıp da bulunamayan belgeleri şimdi mi buldu? Dostumuz Dan Fried’in bu iki sorumuzu tarihçi Arthur Ponsonby’nin şu sözleri ışığında yanıtlamasını bekliyoruz. “Yalan ve asılsız sözlerle insanların zihnine kin ve nefret şırınga edilmesi, savaşta hayat kaybına neden olmaktan çok daha büyük kötülüktür. İnsanlık ruhunun kirletilmesi, insan vücudunun tahribine nazaran daha kötü ve sakıncalıdır.”(2) (1) Cassese, Antonio, International Criminal Law, Oxford University Press, New York, 2003, s.74. Türkiye Cumhuriyetinde kimsesiz bir birey yoktur.
Cumhuriyet,böyle bir kavramı asla kabul edemez.İnsan hakları, yasalarımızın güvencesi altındadır. En güçsüz ve en kimsesizlerin yardımcısı devlet ve onun kamu hukuku temsilcileri olan Cumhuriyet Savcılarıdır. Size okumanızı tavsiye ettiğimiz yazılar!
Bu yazı
Perşembe, 10 Temmuz 2008, 04:34 tarihinde
Ermeni İddiaları kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
henüz yorum yapılmamış
|
|
ARKADAŞIMA gönder
DÜŞÜNCELERİNİZİ YAZINIZ
BU SAYFAYI YAZDIR
Favorilerinize ekleyin!