Ana sayfa Blog

80 yıl öncesi bir kampanya, başka bir ülkede, bambaşka insanlar yaptı!

O yaptı, şahsen yaptı.

Hele köprüler… Bi sürü… Gocaman gocaman…

Avantaları unutmayalım.

Örnek alınacak düzgün adam timsali

Uzun lafın kısası

Peki, n’apıyoruz bu durumda ?

Esnaf desteği şart. Hele bir de palalı, satırlı olursa…dadından yinmez.

Önünde poz verilmeyecekse, o kiliseler boşuna mı dikilmiş sağa sola ?

Şimdi bütün eller havaya !..

Nisan’da buluşalım.

__._,_._

ADOLPH.pdf

Turkish Forum – E Turkiyeyiz Biz AKP’nin kurucularından Ünsal’dan hükümete sert eleştiri..

AKP kurucularından ve partinin eski Genel Başkan Yardımcılarından Fatma Bostan Ünsal, çok sert sözlerle hükümete yüklendi.

AKP kurucularından ve partinin eski Genel Başkan Yardımcılarından Fatma Bostan Ünsal, geçen günlerde yayınlanan KHK ile üniversiteden ihraç edilmişti.

Ünsal, 28 Şubat sürecinin fikir özgürlüğü açısından bugünden daha ileride olduğunu iddia etti.

Yeni Asya’ya konuşan Fatma Bostan Ünsal “Pasaportum iptal edildiği için hacca bile gidemedik. Bu sene de kayıtların yenilenmesinde ‘Zaten gidemem ki’ diye düşünüp başvurmadım. Davet edildiğim uluslararası konferanslara gidemiyorum. Benim durumumdan dolayı eşim de gidemiyor” dedi.

28 ŞUBAT DAHA İYİYDİ

“28 Şubat sürecinde görüşlerimizi çok rahat bir şekilde ifade ediyorduk. Hem kendi aramızda, hem de kamuya karşı görüşlerimizi rahat bir şekilde veriyor ve meşru bir pozisyonumuz vardı. Bugün, o meşruiyette konuşamıyoruz. Yani bir bakıma şöyle, özellikle 15 Temmuz’dan sonra bu durumla ilişkili olarak mağduriyetleri dile getirdiğimizde kendi arkadaşlarımız, ki bunlar daha ziyade Ak Parti seçmenleri, bunu Ak Parti’yi korumak refleksiyle ihanet gibi görüyorlar.”

Pekin ördeği her derde deva imiş…

BEIJING – MARCH 15:Dried Peking Ducks on display in the market on March 15 2009 in Beijing,China.It’s the most famous dish in Beijing and has been eaten since the Imperial era.

NECDET BULUZ

Çin’de Başkent Pekin’de Minzu Wenhua Gong Restaurat’ta Pekin ördeği yemiştik. Son derece özenle pişirilen ve adeta bir şölene dönen sunumla masamıza getirilen bu Pekin ördeğinin tadı hala damağımızda. Bunun yanında Guangzhou ‘da Huang Ji Zhangjiang Chicken Restaurant’ta da Pekin ördeği tatmış, bunu da son derece kaliteli ve damak tadına uygun bulmuştuk.
Çin’de daha birçok yerde Pekin ördeği yedik ama sözünü ettiğimiz bu iki restoranttaki tadları bulamadık. Pekin ördeklerinin tadı kadar, sağlığa son derece yararlı beyaz et olduğunu da söylemeliyiz. Her Çinli de bunu fırsat buldukları her yerde söylüyor.
Pekin ördeğini pişirmek son derece ustalık isteyen bir iş. Çok zahmetli bir hazırlama ve pişirme süresi gerekiyor. Ördek, kıvamında ve ustalıkla pişirilmediğinde tadı ortaya çıkmıyor.
Türkiye’de de bazı Çin lokantalarında Pekin ördeği pişirilip servis ediliyor. Ancak, bunların tadı ve kıvamı Çin’dekini tutmuyor. Gerek Red Dragon, gerekse China Town’daki Çinli pişiriciler, yerli Pekin ördeklerini Pekin’dekilerin tadında ve kıvamında pişirerek ustalıklarını ortaya koyuyorlar.
Buna en yakın Pekin ördeğini pişiren Çin’li bir usta var. China Town İzmir’deki lokantada çalışan Dıan Ning Huang, Çin’de yediğimiz Pekin ördeklerini aratmayacak kıvamda ve kalitede Pekin Ördeği pişiriyor.
Yerli Pekin ördeklerinin tadı, Çin’dekilerden çok farklı olmasına rağmen, Çinli ustanın deneyimli ellerinden çıkan ve kendine has sunumu ile bu ördekleri neredeyse fark etmek mümkün değil. Burada bir incelik var, onu da sizlerle paylaşalım:
Red Dragon’ların kurucusu ve işletmecisi Haşim Işık, son derece titiz, titiz olduğu kadar da kaliteye önem veren bir kişi. Bu nedenle restoranlarda çalışan aşçıları Çin’den seçip getiriyor. Oğul Tolga Işık ile başarıdan başarıya imza atıyor. Bunun yanında Türk aşçıları da Çin’deki lokantalarda eğitim almaya gönderiyor, daha sonra Türkiye’de Red Dragon’larda Çinli ustalarla çalıştırıyor.
Son derece deneyimli, kaliteli ve pişirme ustası Çinli ustaların harikalar yarattığını söylemeliyiz. Kardeşi Coşkun Işık da Chine Town’u işletiyor. Kardeş işletme de aynı zamanda Pekin ördeği konusunda son derece iddialı. Zaten Çinli usta Huang’ı İstanbul’dan İzmir’e ilk taşıyan da Coşkun Işık olmuş. Özetle kardeş Işık da ağabey Haşim Işık’ın yolundan gidiyor. Ürün seçimine, kaliteye ve ustalığa önem veriyor. Başarılı da oluyorlar.
Biz, zaman zaman Bodrum’da Marina’da Red Dragon’da Çin yemeği yiyoruz ve çok beğeniyoruz. Çin’de herhangi isim yapmış bir restoranda yiyebileceğiniz yemeklerin aynısını burada da yiyebilme fırsatımız oluyor.
Hiç kuşkusuz, Pekin ördeğinin Çin’de yetiştirme koşulları çok farklı, Tadı ile de bu nedenle damaklarda ayrı bir lezzet şölenine dönüşüyor. Bu farkın Türkiye’de de yakalanmaya çalışılmış olmasını biz başarı olarak değerlendiriyoruz.
Red Dragon’da yediğimiz Pekin ördeklerinin kalitesinin de Çin’dekilerden farksız olduğunu da belirtelim. Bu da malzemelerin çoğunun Çin’den gelmesi, ustalardan kaynaklanıyor. Ürün seçiminden ve kaliteden ödün verilmediğinden de böylesine severek yenilebilen yemekler ortaya çıkıyor.
Şimdi gelelim Pekin ördeğine ve özelliklerine:
Çinli usta Huang, Pekin ördeğinin her derde deva olduğunu söylüyor ve herkesi ördek yemeye davet ediyor. Bu konuda son derece deneyimli ve uzman olan Çinli aşçı Huang “Özellikle eklem ağrıları ve romatizmada Çinli doktorlar Pekin ördeği yenmesini öneriyorlar. Pekin ördeği son derece sağlıklıdır ve hemen her derde devadır. Sindirimi kolay, kolesterol özelliği yok denecek kadar azdır. Bu ördeği pişirmek son derece zor ama o kadar da keyiflidir. Çin’de hemen her restoranda Pekin ördeği vardır. Çinliler bunu çok seviyor. Sağlıklı bir yiyecek olduğu için de Pekin ördeğini şimdi Türkiye’de yaygınlaştırmaya ve sevdirmeye çalışıyoruz” diyor.
Çinliler sağlıklı yiyeceklere düşkün bir toplum olarak biliniyor. Çinli doktorlar da yiyecekler konusunda sürekli araştırma yapıyor. Pekin ördeği de sağlıklı beyaz ette ilk sıraya oturmuş. Pekin ördeğini sadece Çinliler değil, yabancıların da çok sevdiğinin altını çizelim. Türkiye’de de yaygınlaşan Pekin Ördeği, bazı çiftliklerde yetiştiriliyor.
Çinli usta Huang, şimdi Pekin ördeği konusunda Türk aşçıları eğitiyor. İzmir’i çok seven ve burada kalmaya karar veren Huang, Türk vatandaşlığına geçerek bundan sonraki hizmetleri de yeni kimliği altında vermeyi hedefliyor. Ana hedefleri arasında Çin’in sağlıklı yemeklerini Türklere sevdirmek, her derde deva olarak gösterilen Pekin ördeğini yaygınlaştırmak olarak sıralıyor.
Haşim Işık, şimdilerde Red Dragon Restoranlarının zincirini yayma planları yapıyor. Bu nedenle de Çin’den yeni ve tanınmış aşçıları Türkiye’ye getirecek. “Eğer bir işi layığı ile yapmak istiyorsanız, işi ehline vereceksiniz. Çin lokantalarının özelliği Çinli aşçıların mutfaktaki başarısıdır. Yılların deneyimi ile bunun böyle olduğunu gördük” diyor.
e.mail: necdetbuluz@gmail.com
www.facebook.com/necdet.buluz

YENİ STRATEJİLER GEREK // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Aralık 1991’de Soğuk Savaş bitti. 
Soğuk Savaş sonrası dönem ise Donald Trump’ın Birleşik Devletler başkanlığını kazandığı Kasım 2016’da sona erdi.
 
*
Şimdi Başkan Trump döneminin getireceği şeylerin tümünü tahmin edebilmek;
Onun geçmiş bütün bağlardan bağımsız düşünebilme ve bir gelecek planlayabilme ufkuna sahip bir karakter olması bir yana imkânsızdır.
Yine de bazı sonuçlar bugünden görünüyor.
Trump’ın sadece birkaç haftalık öyküsü, mesela Çin’in Soğuk Savaş sonrası stratejisinin varsayımlarını öngörüyor… 
 
İlk varsayım ideolojiktir.
1989’da liberal demokrasinin görünen zaferi, Batı’ya küresel hakimiyetin yolunu açmıştı.
Batı hakimiyeti, Çin Komünist Partisi için varoluşçu bir tehdit oluşturdu.
Buna rağmen Çin, Batı’nın ekonomik küreselleşme liderliğini sürdürmesine rıza gösterdi.
Batı ile yakın ticari ilişkiler geliştirdi.
Bu ilişkiler Çin’in ekonomik büyümesini ve gelişimini destekledi.
Giderek Çin Komünist Partisi’nin ülkesinde ve yurtdışındaki nüfuzu güç kazandı…
 
*
Çin, ulusal güvenlikle ilgili olarak ABD’nin yakın bir tehdit oluşturmadığını varsaydı.
ABD ve müttefiklerinin ezici teknolojik avantajlarını hep ön plana çıkarmalarına aldırmadı.
Çünkü, onların herhangi bir çatışmayı sürekli önlemeye öncelik verdiklerini düşündü…
Yine de Çinli liderler, Washington’un genişleme stratejisini kısıtlamak için Batı’nın karşısında güçlü bir güvenlik tutumu sürdürdüler.
Bir taraftan da ABD’nin kendileriyle kurduğu ekonomik ve diplomatik ilişkilerinin ikili doğasını kullandılar.
Böylece kendi stratejileri olan hızlı ekonomik kalkınma ana hedefini geliştirmek ve sürdürmek için nispeten huzurlu bir çalışma ortamından en iyi şekilde yararlandılar.
 
*
Çin bugün, modernizasyona tabi tuttuğu sosyalizmiyle küresel büyümenin en önemli motoru, orta gelir düzeyi ile dünyanın ikinci ekonomisidir.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında küresel ekonominin dengeleyicisi olmanın ‘olmazsa olmaz’ noktasındadır.
Altyapı planlama, inşaat ve yurt dışında proje finansmanı konularında önemli deneyime sahiptir.
Asya Altyapı Yatırım Bankası öncülüğünde İpek Yolu Ekonomik Kuşağıyla oluşan yeni yatırım fırsatlarını iyi değerlendiriyor.  
Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği, Doğu Asya Zirvesi vasıtasıyla çok sayıda serbest ticaret anlaşması yapmış,
Şanghay İşbirliği Örgütü, Shangri-La Diyaloğu ve Asya Bölgesel Forumu gibi önemli platformlarda gelişen bölgesel işbirliği mekanizmalarıyla;
Küresel ekonomide sadece gelişmiş ülkelerle dikey rekabette olmadığını, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerle kollayıcı ve yatay rekabette olduğunu,
ABD ekonomisi dursa bile küresel ekonominin sigorta mekanizması haline geldiğini gösteriyor…
 
*
Ancak dünyanın en büyük döviz rezervlerine sahip olan Çin, uluslararası ekonomik ve finansal dalgalanmalardan da büyük ölçüde etkileniyor…
Nitekim, şimdilerde  çalışma ortamı değişmektedir.
Zaten Başkan D.Trump henüz sahnede yokken de Soğuk Savaş sonrası dünyanın şartları değişiyordu.
1 Eylül 2001 terör saldırılarından bu yana Ortadoğu’da stratejik sapma dönemi, 2008 küresel mali krizi Batı’nın uluslararası kurallara dayalı düzenini koruma ve küresel mal tedarik etme kapasitesini büyük ölçüde zayıflatmıştır.
 
*
Bunların hiçbiri bugüne kadar Batı’nın göreceli olarak gerilediği fırsatları ele geçirmek için büyük stratejisinde aşamalı ayarlamalar yapmaya devam eden Çin’e engel olmamıştı.
Üstelik Çin, mesela; ABD Ortadoğu’nun uzun süren çatışmalarından rahatsızken kendi gücünü Güney Çin Denizi’nde gösteriyor ve ABD’nin kararlılığını da test ediyordu.
Ancak genel olarak değişiklikler marjinal, stratejilerin temeli aynı kaldı.
Şimdi Beyaz Saray’daki Trump ile Çin’in stratejisini yeni bir dizi varsayıma göre tamamen yeniden çizmesi gerekiyor…
 
*
İlk bakışta Trump döneminin ortaya çıkışı, Britanya’da Brexit oyu ve diğer Avrupa ülkelerinde sağ kanat popülizmin yükselişiyle liberal demokrasinin ideolojik cazibesinin hızla düşüşü;
Çin’in ideolojik olarak rahat bir nefes almasına imkan verebilir gibi görünüyor.
Bununla birlikte, ekonomik cephede yeni işletim ortamının zor olacağı açıktır.
 
*
Artık Başkan Trump’ın maliye politikasını ölçülü olarak gevşeteceği,
ABD’​de enflasyonun artacağı, faiz artırmak durumunda kalınacağı

ve tahvil faizlerinin de yükseleceği öngörülüyor…
Üstelik gelişen deglobalizasyon da küreselleşmeden en büyük fayda sağlayan dünyanın en büyük ihracatçısı Çin’in endişelenmesine yol açıyor. 
 
*
Çin’in ihracata olan bağımlılığı, en iyi durum senaryo durumunda bile potansiyel büyümesinde bir miktar gerilemesine neden olabilir.
Ancak Çin, en kötü durum senaryolarından endişeleniyor…
Çin ve ABD arasındaki ekonomik bağımlılık, iki ülkenin jeopolitik ve ideolojik rekabetini engelliyor.
Trump’ın, ticaret anlaşmalarını kaldırma ve tek taraflı cezaî tarife dayatma tehditlerinin gerçekleşmesi halinde;
Küresel ticaret rejimi Çin’i en büyük kayıplardan biri olacaktır…
 
*
Aynı zamanda Çin için en büyük tehlikenin ulusal güvenlik alanında olacağı da öngörülüyor. 
Trump’un seçimden bu yana yaptığı açıklamalar ve eylemlerinde çizdiği profil,
Ve “dünyanın bir Hobbesian ormanı olduğu” yani “zenginlerin ve şanslıların kurallarının olmadığı ama fakirlerin ve şansızların zor kurallara uyması gerektiği” yönündeki açık inancı;
Çin liderlerde onun kavga aradığı biçiminde algılanıyor…
 
*
Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e ikili ilişkilerin temelini oluşturan “tek Çin” politikasına bağlı kalacağına dair güvence vermiştir,
Ama Çin’e karşı çıkmak için ABD Deniz Kuvvetlerine açık deniz hedefini de gösteriyor.
Ya da Rusya Devlet Başkanı V.Putin’e kur yaparak Çinli liderlerde ABD’nin Çin’i sorgulamaya hazırlandığı yönündeki endişeleri arttırıyor…
 
*
Bunun gibi yeni varsayımlar, Çin’in yeniden bir büyük strateji geliştirme durumunda olacağını gösteriyor.
Mesela Başkan Trump, Ortadoğu’da bataklığa saplanırsa Çin biraz soluk alabilir.
Ya da Trump, Güney Çin Denizi’nde Çin ile yüzleşmeye karar verirse, ABD-Çin ilişkileri serbest düşüşe geçer ve doğrudan bir askeri çatışma korkusu ortaya çıkabilir…
 
*
Bunların engellenmesi ise Başkan Trump’ın Çin’e karşı yeni bir soğuk savaş başlatmasıyla mümkün olabilecektir…

Düne kadar serbest ticaretin ve kapitalizmin lideri ABD korumacılığı savunuyor,

Düne kadar kapitalizmin en sert düşmanı Çin serbest ticareti ve kapitalizmi savunuyor.
Bir garip dünya!
İki ülkenin liderleri de dünyanın geri kalanına değil birbirlerine mesaj veriyor olsalar da kafalar karışıktır.
*
​Bu çerçevede Türkiye’de reel kesim; artan döviz açık pozisyonları, artan dış borç yükü ve TL​’​nin Dolara karşı değer kayıpları​yla karşı karşıyadır.​
​Yakın gelecekte dış finansman ihtiyacı ve riskleri yüksek olan Türkiye ekonomisinden döviz çıkışı olması,kurların daha da yükselmesi ve faiz​lerin arttırılmasıçok muhtemel görülüyor.
Üstelik güvenlik açısından sıkıntılı bir bölgede olan Türkiye, güvenlik açığını üstelik, Batı’nın engellemelerine de tedbir alarak kapatmak zorundadır.
​*​
​Fakat ne gam! Hayır President Erdoğan, Hayır!​
Dünyanın bu gündeminde Türkiye’den bir tehdit asla

bir strateji değil.

Ne olursa olsun ​Başkan olmanın zamanı hiç değil…


22.2.2017

Sovyet Askeri İstihbaratının Türk Ordusuyla ilgili şemaları

Sovyet Askeri İstihbaratı, İstiklâl Savaşı döneminde Türkiye’deki gelişmeleriyakından takip etmiştir. Hatta MilliMücadele liderliği, Sovyet devletinin M.V.Frunze, S. İ. Aralov gibi asker kökenli temsilcileriyle Türk Ordusu’nun gizli bilgilerini,planlarını paylaşmışlar, bu konularda fikir-alışverişlerinde bulunmuşlardır.
 
 Gerek istihbarat yoluyla gerekse de Türk yetkilileriyleyapılan görüşmelerden elde edilen bilgilerSovyet Askeri İstihbaratı tarafından devamlırapor haline getirilmiştir. Bu sayımızda size buraporlara ek olarak hazırlanan şema ve haritalardan örnekler sunuyoruz.Bunlardan birincisi “Türk Ordusu’nun BatıCephesi Ordusu’nun Teşkilat Şeması”. Şemanın sağ üst köşesinde “Çok Gizli” ibaresibulunmaktadır. Aşağıdaki kopya tarafımızaverilirken bu ibarenin üstüne arşiv yetkilileritarafından “Gizliliği Kaldırılmıştır” damgasıvurulmuştur. Müstakil Kafkas Ordusu bünyesinde hazırlanan şema, 1 Ocak 1922 tarihlidir.Belge, Kızıl Ordu’nun merkez arşivi olanRusya Askeri Devlet Arşivi’nde (RGVA) fond25899 liste 3 dosya 483 yaprak 135 numarala
rıyla kayıt altındadır.Şemaya göre Batı Cephesi Ordusu, dörtgruba ve bir müstakil kolorduya ayrılmaktadır.Gruplar, dört kolorduya, bir süvari alayınave ağır topçu tümeninden oluşmaktadır. AğırTopçu Tümeni, üç topçu alayından, topçualayları ise dört bataryadan meydana gelmektedir. Bataryalar ise dörde ayrılmaktadır.Kolordular ise üç tümene, tümenler üç alaya,alaylar dört tabura, taburlar üç piyade bölüğüne, bir makinalı tüfek takımına ayrılmaktadır.İkinci belgemiz ise 1 Şubat 1921 tarihliistihbarat raporuna ek olarak hazırlanmıştır.Harita, “Kemal Paşa’nın Türk Ordusu’nunGruplaşması” başlığını taşımaktadır. Haritanınüzerine el yazısıyla düşen notlara göre BatıCephesi’nde 81 bin, Doğu Cephesi’nde 54 bin,Güney Cephesi ve Kürdistan’da 48 bin, top lamda ise 183 bin kişilik güç bulunmaktadır.Haritada İngiliz Orduları, Fransız Orduları,ayaklanan Araplar ve Kemal Paşa Ordularınıncephe hattı özel işaretlerle gösterilmektedir.Belge, arşivde (RGVA) fond 7 liste 2 dosya484 yaprak 134 numaralarıyla kayıt altındadır.
Sovyet Askeri İstihbaratınınTürk Ordusuyla ilgili şemaları
Hazırlayan: Dr. Mehmet Perinçek 
1 Ayrıntılı bilgiler için bkz. Mehmet Perinçek,
Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri: Sovyet Arşiv Belgeleriyle
, KaynakYayınları, İstanbul, Şubat 2005; Mehmet Perinçek,
Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar
, Kaynak Yayınları, İstanbul,Haziran 2011
https://www.academia.edu/29611241/Sovyet_Askeri_%C4%B0stihbarat%C4%B1n%C4%B1n_T%C3%BCrk_Ordusuyla_ilgili_%C5%9Femalar%C4%B1

ESKİ ve YENİ ANAYASA:1-2

ESKİ ve YENİ ANAYASA

AKP hükümeti Yeni Anayasada“Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddesinin  olmasını  istemiyor.

Bundan başka  egemenliğin de anayasal kurumlardan alınarak yalnızca iktidarların tekeline verilmesi isteğinde.

Anayasadaki başlangıç bölümünün tamamen çıkarılması taraftarı.

Kendilerince bir gerekçe de bulmuşlar. “Anayasalarda ideolojik yaklaşım olmamalı”

Acaba ideolojik yaklaşım dediği “Türkiye Devleti bir cumhuriyettir”hükmü mü?Eğer onları rahatsız eden buysa, demek ki asıl hedefleri Cumhuriyeti yıkmak.

Esas 2. maddede çok büyük bir değişiklik istiyor.

2.Madde:“Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik,laik ve sosyal bir hukuk devletidir”

Onları en çok rahatsız eden Atatürk Milliyetçiliği…Bu ifadenin çıkarılıp

Maddeyi,“Türkiye Cumhuriyeti,insan haklarına dayalı,demokratik,laik, sosyal bir hukuk devletidir” şeklinde değiştirmek kararındalar.

Ayrıca Anayasanın 4.maddesindeki“Değiştirilemeyecek hükümler” :

  1. maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm,
  2. maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri,
  3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez”

3.Madde:“Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.Dili Türkçedir.Bayrağı,şekli kanununda belirtilen,beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı ‘İstiklal Marşı’dır.Başkenti Ankara’dır”

Bu madde de bir sorun görmediklerini söylerken,bir yandan da,kendisine yöneltilen bir soruya

Cemil Çiçek,“Değişiklikten ne anladığınıza bağlı.İlkeyi değiştirmek ile kompozisyonu değiştirmek birbirinden farklı şeyler.İfade aksaklıklarını değiştirmek farklı şeylerdir” diye cevaplıyor…

Aslına bakarsanız ben bu konudaki samimiyetlerinden de emin değilim.Ellerinden gelse bu ilk dört maddeyi tamamen kaldırırlar.Hele hele laiklik…

Gelelim değiştirilmek için teklif edilen maddelere…

Yargı yetkisi

Madde 9;

Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır,

ifadesi kaldırılıp,yerine;

Yargı yetkisi

Madde 9;

Türk Milleti adına bağımsız ve  tarafsız  mahkemelerce kullanılır,

ifadesi konuldu.

Bu maddeyi değiştirmenin amacı neydi acaba?Tarafsız ifadesi niye eklenme gereği duyuldu?Kime göre tarafsız,neye göre tarafsız?

Şimdiye kadarki uygulamalardan tarafsız kavramının sadece uygulayanların tarafı olduğunu görmedik mi…

1.Türkiye Büyük Millet Meclisi

  1. Kuruluşu:

Madde 75 – (Değişik: 23/7/1995 – 4121/8 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beş yüz elli milletvekilinden oluşur.

maddesi yerine;

Türkiye Büyük Millet Meclisi

  1. Kuruluşu:

Madde 75 – (Değişik: 23/7/1995 – 4121/8 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen altı yüz milletvekilinden oluşur.

maddesi getirilmiştir.

Zaten bütün yetkiler tek adama devredileceğinden ve TBMM etkisizleştirilmiş olacağından,milletvekili sayısının 550 den 600 e  çıkarılma sebebi nedir?Milletin ödediği vergilerden ödenen milletvekili maaşları bütçeye yeni bir yük getirmiş olmayacak mı…